08.Nis.2009

"TAVŞAN UYKUSU"


Ekin Saçlıoğlu, 2005’de Biraz Daha Yakından ve 2007’de Hikayeci Bellek adlı kişisel sergilerinin ardından, 19 Mart - 11 Nisan 2009 tarihleri arasında Tavşan Uykusu ile üçüncü kez x-ist’te izleyicisiyle buluşacak.

Ekin Saçlıoğlu, belirli bir hikayeden yola çıkarak görsel anlatıcılığını ön planda tuttuğu önceki sergilerinden farklı olarak bu sefer; daha az hikayecilikle işlenmiş, üretim sürecinde kendiliğinden beliren serbest çağrışım kaynaklı sembollerin yer aldığı resimleriyle açık uçlu yolculuğuna bizleri de ortak ediyor.

İzleyicisi nezdinde farklı okumalara olanak tanıyan bu yolculuk rüya-gerçek, kurmaca-gerçek gibi ikilikler arasındaki esnek geçişlerle ve kullanılan sembollerin tetiklediği oyunsu çift-anlamlılıkla farklı bir niteliğe bürünüyor.

Kullanılan sembollerin, Saçlıoğlu’nun kişisel yaşantılarının görselleştirilmesi açısından bir araç olmalarının yanı sıra benzer bir diğer işlevi de, izleyicisinin doğrudan kendi yaşantısından yola çıkarak içini doldurabileceği farklı yorumlamaların önünü açması. Bu anlamda sanatçı ve izleyicisi arasında gönüllü bir ortaklık kuruluyor.

Saçlıoğlu, Hikayeci Bellek sergisinde olduğu gibi fosforlu boya kullanımıyla “görünen”in ötesindekini açığa çıkarma uğraşını Tavşan Uykusu’nda da sürdürüyor ve izleyicisini görünenin nerede bitip nerede başladığı sorusuyla başbaşa bırakıyor.

Ekin Saçlıoğlu, 1979’da İzmir’de doğdu. 1997’de İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nin ardından, 2002’de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdi. 2001 yılında Salzburg Yaz Akademisi’nde çalışmalarda bulundu. 2005 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamlayan ressam, çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor. Saçlıoğlu’nun yapıtları başta Türkiye’de olmak üzere, Amerika, Avusturya, Yunanistan, Almanya, İsveç ve Hollanda’da sergilendi.

09.Mar.2009

Türk Çağdaş Sanatı'nın Sotheby's Başarısı

4 Mart Çarşamba günü Londra'da gerçekleştirilen Sotheby's Türk Sanatı Müzayedesi oldukça yoğun bir ilgiyle karşılandı ve Sotheby's tarafından satış öncesinde tahmini olarak belirlenen 1.2 milyon pound'luk toplam kazancın üstünde, 1.3 milyon pound'u aşan bir satış rakamına ulaşıldı.

53 Türk sanatçıdan 73 eserin satışa sunulduğu müzayedede, yapıtlarıyla öne çıkan ve teklif veren kişiler tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan isimler arasında Mehmet Güleryüz, Erinç Seymen, Ahmet Elhan, İrfan Önürmen ve Nazif Topçuoğlu yer aldı.

Türkiye, Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Amerika'dan alıcıların katıldığı müzayededeki eserlerin %70.8'inin satışı gerçekleştirdildi ve %78.5'i tahmini değerinde veya üstünde alıcı buldu. Satılan yapıtların %45.1'i, yüksek düzey tahmini değerinin de üstünde satıldı.

Mübin Orhon’un “Untitled” (İsimsiz) adlı eseri 193.250 pound ile müzayede rekorunu kırarken, yaşayan sanatçılar arasında en yüksek değere Taner Ceylan’ın “Ruhani” (Spiritual) adlı eseri yaklaşık 71000 poundluk ederiyle erişti. Fahrelnissa Zeid’in 85.250 pounda satılan “La Minautore” (The Minotaur) adlı eseri de dikkat çekiciydi.

Galeri x-ist tarafından temsil edilen genç kuşak sanatçılardan Alp Sime, Canan Şenol, Burhan Kum ve Ansen'in müzayedede yer alan yapıtları, beklenen satış değerinin üstünde alıcı buldu.

Müzayededen 2 gün öncesinde yapılan kokteylde ciddi bir yabancı katılımı göze çarpmış olmakla birlikte, salonda bulunan katılımcıların büyük bir bölümünün Türk alıcılar oldukları dikkat çekti. Yabancı alıcıların telefonla katılmayı tercih etmeleri ise ilginç bir nokta olarak görüldü.

Sotheby’s yetkilileri genel olarak müzayede sonrası değerlendirmelerinde olumlu bir yaklaşım sergilerken bu sene içerisinde ikinci bir muzayede yapılabileceğinin de sinyallerini verdiler.

25.Şub.2009

"2"




x-ist 19 Şubat – 14 Mart 2009 tarihleri arasında Sena’nın 2. kişisel resim sergisine ev sahipliği yapacak.

2006 yılında Londra’da University of Arts-Central Saint Martins’te grafik sanatlar bölümünden mezun olan Sena, 2005 senesinden günümüze sanat projeleri geliştirmeyi sürdürüyor. Sanatçı, yurtiçi ve yurtdışında eserleriyle yer aldığı etkinliklerden kazandığı deneyimlerle, durduğu noktayı şu şekilde tanımlıyor:

“Resim yapmanın bir bilgi transferi olduğunu anladığımdan beri kodlama, işaretler, semboller ve simgelerle ilgileniyorum. Etrafımızı sarmalayan bu görünenler ve görünmeyenler dünyasının çevirisini yapıyorum. Resim ve diğer formlar sayesinde bulduğum yanıtları sizlere ve geleceğe aktarıyorum. Aşk’a ve O'nun gücüne inanıyorum. Sahip olduğum ve doğruluğundan emin olduğum en değerli şey bu sanırım.”

Sergi isminin “2” olmasının ilk nedeni, Sena’nın 2. kişisel sergisi olması. Diğer nedenler ise sanatçıya özel bir anlam boyutunda değer kazanıyor:

“Dünyaya hepimizin bir bütünün iki yarısından biri olarak geldiğimizi düşünüyorum. Dünyadaki her şey de bu ikilik sistemler üzerine kurulu. Bunu hepimiz biliyoruz. Doğru-yanlış, kadın-erkek, savaş-barış, iyi-kötü, gece-gündüz, karanlık-aydınlık, geçmiş-gelecek, sen ve ben… Bu liste uzayıp gidiyor. Sizden ricam, bütüne ait olduğunuzu unutmamanız. Yaptığımız her şey bütünü ve bir sonrakini etkiliyor. Bilin ki ikiniz, her şeyi değiştirebilirsiniz.”

Sena; 2005-2006 arası, Türkiye’de sokaklarda yaşayan çocuklara dikkat çekmek ve halka bu konuda farkındalık getirebilmek amacıyla gerçekleştirilen ARTI PROJE’yi başlattı. Bu proje, 2005 yılı içerisinde Londra- Central Saint Martins Sanat Üniversitesi’nde üretilen en iyi 10 projeden biri olarak seçildi. 2006, 2007 ve 2008 yıllarında Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’na yapıtlarıyla katılan Sena, 2008’de 1. Uluslararası Tahran Bienali’nde ve İsveç’te gerçekleşen “Genç İstanbul” sergisinde resimlerini sanatseverlerin ilgisine sundu. “BİR” adlı ilk kişisel sergisini 2008’de İstanbul’da açan sanatçının 2. solo sergisi “2”, 19 Şubat-14 Mart 2009 tarihleri arasında Galeri x-ist’te görülebilir.

"PARALAKS" İSTANBUL’DA GEÇEN BİR KARA MİZAH ÖYKÜSÜ




x-ist, 22 Ocak – 14 Şubat 2009 tarihleri arasında Alp Sime’nin 3. kişisel fotoğraf sergisine ev sahipliği yapacak.

Alp Sime 2002 yılında açtığı ilk kişisel sergisi ile sanatseverlerin yoğun ilgisi ile karşılaşmış, 2003 yılında yayınladığı bir dizi fotoğraf ile basın ve okurlar arasında hararetli tartışmalara sebep olmuştu. Bir önceki kişisel sergisini 2006’da Atina’da açan Sime’nin yeni çalışması “PARALAKS” 22 Ocak’ta İstanbul’da sanatseverlerin takdirine sunuluyor.

Neslinin en saygın fotoğrafçılarından birisi olarak kabul edilen Sime, sergisinde, İstanbul’da yaşayanların karşılaştıkları görüntüler ve görüntülerin duygular üzerinde kurduğu hakimiyeti ele alıyor.

Gecmiş eserlerinde de ayrı kalamadığı bilinçaltı teması, PARALAKS’da sosyal eleştiri öğeleri ile birleşip kara mizah yüklü bir evreye geciyor.

Yorumlanmayı bekleyen bir rüya günlüğünü andıran çalışmalar yalınlıkların kattığı vurgu ile uzun süre akıllardan çıkmayacak.

"BAZI YANLIŞLAR DOĞRULARI GÖTÜRMEZ"


x-ist, Seda Hepsev’in ‘Bazı Yanlışlar Doğruları Götürmez” adlı sergisiyle sezona devam ediyor. 2007’de x-ist’te açılan "Yutan Eleman" adlı sergisiyle büyük yankı uyandıran Seda Hepsev’in yapıtlarından oluşan yeni sergisi 25 Aralık 08 – 17 Ocak 09 tarihleri arasında x-ist’te görülebilir.

Seda Hepsev 2007 yılında x-ist’te açtığı kişisel sergisi Yutan Eleman’da, statü ve sınıflarıyla çatışan davranışlar içinde erkek figürleri üzerinden toplumsal cinsiyet, kadın ve kimlik
meselelerine eğilmişti.

Yeni sergisinde Hepsev, toplumun kadrajını belirlediği bireyin fotoğraf aracılığıyla temsilini ve bu bireyin aile kurumu içindeki konumunu sorgulamaktadır. Sanatçı, vesikalık fotoğrafların yanı sıra, düğün kutlama gibi aile fertlerini bir araya getiren “kusursuz hatıra fotoğrafları”nı, yaptığı ufak müdahelelerle yeniden biçimlendirip tuvale aktarmıştır.

Bir anlamda portre resim geleneğine ihanetini Seda Hepsev şu şekilde açıklamaktadır:
"Aileyi, içinde cinsiyet, iktidar, ekonomi olgularının yoğun olarak yaşandığı bir kurum olarak düşünmek benim için önemli. Buna karşın, ailenin devamlılığı beklenen, sarsılmaz, kutsallığı kabul edilmiş ve tartışılmayan bir tarafı da var. Aile fotoğraflarında ise bu dokunulmaz hal, en kusursuz şekliyle temsil edilmeye çalışılıyor. Özellikle de evlilik, kutlama gibi aile fertlerini bir araya getiren anlar, fotoğraf aracılığıyla bir kez daha tasdiklenmiş oluyor. Ben bu onaylanmış görüntülere müdahale ederek, aile kurumunun sarsılmaz yapısında belki hafif bir titreşim hissettiriyorum. Bu aynı zamanda portre resim sanatındaki toplumsal kimliğin temsil alanına da yapılmış bir müdahale. Çünkü olumlanması istenen bir görüntü hiç olmaması gereken bir duruma dönüşüyor.”

Hepsev’in önceki yapıtlarında görülen foto-gerçekçi yaklaşım, bu sergideki işlerde, yapıtın yaklaşınca algılanacak anlam katmanı ihtiyacı içinde eriyen niteliktedir.

15.Kas.2008

"RESEPSİYON"


x-ist Abdi İpekçi’deki mekanında usta sanatçı Mehmet Güleryüz’ün ‘Resepsiyon’unu ağırlıyor. Sanatçının 2008 yılı tuval / yağlıboya yapıtları 20 Kasım – 20 Aralık tarihleri arasında x-ist’te görülebilir.

Önümüzdeki yıl içinde gerçekleştirilecek olan retrospektifine bir adım kala, x-ist yeni yapıtlarıyla Mehmet Güleryüz’ü ağırlıyor.

Sanatçının tamamı 2008’de üretilmiş tuval üzeri yağlıboya işlerinin yer alacağı serginin adı ise Resepsiyon.

50’nci yılına erişen sanat yaşamında edindiği deneyimle birebir örtüşen özgün üslubuyla zamana rağmen hiç körelmeyen gözünün imlediklerini kabul ediyor bu “Resepsiyon”.

Güleryüz’e münhasır görsel estetiği ve kurgusu içinde yapıtları sanat izleyicisinin o bilindik hallerinin gözden kaçan kimi anlarını ustalıkla karşımıza seriyor.

Sanatçının bu son döneme ait yapıtları, konu edindiği figürü tüm ‘gerçekliği’ ile aktarmaktan çekinmiyor. Bu gerçek uğruna kullandığı biçimsel deformasyon aslında figürü en ‘olduğu’ hale getiren öğe oluyor. Böylece bu tuvallerdeki bahis, onca titizliğe rağmen gizlenemeyenin, yani insanın içinin dış dünyaya bir an için kaçtığı hal olageliyor.

MEHMET GÜLERYÜZ, Istanbul, 1938
x-ist kapılarını 2004 yılında, Mehmet Güleryüz’ün resimleri ve desenlerinden oluşan Erkekler? sergisiyle açmış olmaktan gurur duymaktadır. Hem ressam, hem de heykeltraş olarak Türkiye’nin en etkili sanatçılarından biri olan Güleryüz’ün çalışmaları, başta Galeri Philippe Demay (Paris), Galerie Schilesinger/ Boissante (New York), Galeri Luszpinski (Paris) VE Galeri 2016 (Brüksel) olmak üzere pek çok mekanda, kişsel ve karma sergilerde gösterilmiştir. Sanatçının yapıtları, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın büyük koleksiyonlerında yer almaktadır. Zamanının yaşayan en önemli desen virtüözlerinden biri olarak kabul edilen Güleryüz’ün yapıtları, cesur, dinamil ve genellikle gerçeküstü ya da metaforik olarak tanımlanabilir.

22.Eki.2008

"E-DOLL"


x-ist, Serkan Adın’ın yeni yapıtlarını “E-DOLL” başlıklı sergide izleyiciyle buluşturuyor. 23 Ekim - 16 Kasım tarihleri arasında x-ist ’te görülebilecek sergide Serkan Adın’ın önceki yapıtlarında konu edindiği kadın figürü “E-DOLL” olarak yeniden değerlendiriliyor.

Adın, E-DOLL başlığı altında topladığı yeni yapıtlarını x-ist’teki üçüncü kişisel sergisiyle izleyiciye sunuyor. Önceki yapıtlarında belirsiz bir mekan anlayışı içinde, yarı çıplak bedenleri ve erotik postürleri ile tuvalin yüzeyinde katmanlaşarak belirginleşip kaybolan, izleyiciyle mesafeli bir anlatıma konu olan kadın figürleri E-DOLL’da izleyicinin tam karşısında ve gözünün içine bakan figürlere dönüşmüştür. Sergi katalog metninde Evrim Altuğ, Adın’ın yeni kadın figürlerine ve titiz bir işçilikle oluşturduğu yapıtlarına şöyle değinir:

"Sanatçının bu ataerkil - erkekegemen işlerinde, bir fenomen olarak kadını - karşı cinsi sanatta nasıl yaşadığımız, sunduğumuz ve bilgi haline getirdiğimizle ilgili yeni görsel tecrübeler bir araya getirilmişler…Sanatçının son yapıtları ayrıca, özellikle 'baby boom' neslinin temellerini attığı, özellikle reklam sektöründe kendisine yer bulan grafik lezzetli, nostaljik ve erotik kadın imgeleriyle de yüklüler.

Tavşan kızlar, hizmetçiler, mini etekler, hizmetçiler, kimbilir belki de sekreterler gibi, daha çok cinsel içerikli basılı ve görsel yayınlarda karşımıza çıkan bu - tekrar diyelim, erkekegemen - suretler, aynı zamanda 'güncel' olanın, 'popüler' olanın da uçuculuğuna, basitliğine yönelik bir kinayeden ibaretler.Serkan Adın, yapıtlarında duyuş, dokunuş ve sterilizasyona da, mevcut erotik meta endüstrisinden hareketle yine derin bir tenkitle yaklaşan, hani neredeyse işleri vesilesiyle 'izleyicilerine' ürkütücü bir temizlik yayan, eserleri üzerinden insanın gözlerinde antiseptik endişeler duyumsatan bir sanatçı…Serkan Adın'ın tahrik gücü yüksek yapıtları, izleyiciye ve tahayyülüne meydan okumakla kalmıyor, kendi kendilerinin varlıklarının da varoluşçu sızısını sizinle aynı anda kendilerine en steril halleriyle enjekte edip, gözlerinizden kaçmayı başarıyor.

Bu yapıtlar, kendilerine bakılıp bakılmayacağı tarafınızdan sorgulandığı sürece, sizi yakalayacak, ama bakıldığı oranda da sizi suçüstü yakalayan garip bir iktidarın tadını çıkarıyor."

SERKAN ADIN, 1977, İzmir - Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 2001 yılında mezun oldu. Çalışmalarını İzmir’de sürdüren sanatçı, 2005 yılında ağaç ve linol baskı çalışmalarından “Anlık İleti” başlıklı sergisiyle x-ist sanatçıları arasına katılmıştır. Adın’ın baskı tekniğindeki özgünlüğü 11. Uluslararası Varna Bienali Jüri Özel Ödülü ve 4. KIWA (Kyoto International Woodprint Association) Holbain Birincilik Ödülü ve son olarak 2002’de “World Printmakers” tarafından İspanya’da Yılın Genç Sanatçısı seçilmesiyle kabul edilmiştir. Sanatçı, baskı tekniğindeki çalışmalarından edindiği deneyimleri büyük boyutlu tuvallere aktardığı Farklı Kaydet başlıklı ikinci kişisel sergisinde, konu edindiği kadın bedenini izleyiciye boşluk içerisinde yerleştirerek sunmuştur. Bu seride katmanlar arasından bir beliren bir kaybolan kadın figürü, izleyiciyi her bakışta farklı algılamaya iten görsel bir bilmeceye dönüşmektedir.